Toplumun Yapısını Bozan Kanser: Dedikodu

Ahlak, bireylerin davranışlarını yönlendiren değerler bütünüdür. Bireyin vicdanı ve toplumsal normlarla şekillenir. Şimdi kalkıp da sizlere ahlakın analizini yapmayacağım. Lakin şunu belirtmeliyim ki ahlaki değerlere en çok zarar veren unsurların başında dedikodu gelmektedir. Dedikodu, pek çok ahlaki sorun barındırır:
Mahremiyetin İhlali: Bir kişinin özel hayatına dair bilgilerin izinsiz paylaşılması, mahremiyet hakkının çiğnenmesi anlamına gelir.
Doğruluk İlkesi: Dedikodu, çoğu zaman doğrulanmamış veya çarpıtılmış bilgiler içerir. Bu da dürüstlük ve doğruluk ilkelerinin ihlali demektir.
Zarar Verme Potansiyeli: Dedikodu, hedef alınan kişinin itibarını zedeleyebilir, o kişiye psikolojik zarar verebilir ve onun sosyal ilişkilerini olumsuz etkileyebilir.
Din ve kültür açısından baktığımız zaman da dedikodunu zararlarına dikkat çekildiğini görürüz. Birçok din, kültür, gelenek dedikoduyu hoş karşılamaz, kınar ve yasaklar:
İslam: Gıybet olarak bilinen dedikodu, Kur’an’da ve hadislerde açıkça yasaklanmıştır. Bir kişinin arkasından konuşmanın, ölmüş kardeşinin etini yemeye benzetildiği ifadeler bulunur.
Hristiyanlık: İncil’de, komşu hakkında yalan söylemek ve ona iftira atmak yasaklanmıştır. Dedikodu, toplumsal barışı bozan bir unsur olarak görülür.
Budizm: Doğru konuşma ilkesi kapsamında, zarar verici veya asılsız konuşmalardan kaçınılması öğütlenir.
Ne yazıktır ki konuşulacak o kadar çok konu, kendimizi geliştirebileceğimiz o kadar çok bilgi varken dedikodu gibi kirli bilgilerle hem zamanımızı hem beynimizi hem de kalbimizi kirletiyoruz.
Toplum normlarına baktığımız zaman, ahlaklı bir kimse dedikodu yapmaması gerektiğini, dedikodu yapılan yerden uzak durulması gerektiğini telkin ettiğini görürüz.
Ahlaklı bir toplum oluşturmak hepimizin elinde. Dedikoduyu (gıybeti) hayatımızdan def ederek böyle bir toplum oluşturmamız mümkün olacaktır.
İnsanlar, çoğu kez vazgeçemedikleri dedikodu, çekiştirme, kıskançlık gibi kötü huylardan uzak durarak alçakgönüllü, çalışkan, herkesin iyiliğine koşan, akraba ve komşu haklarını gözeten bir ahlaki olgunluk içerisinde yaşamlarını sürdürmelidirler. Gelişigüzel bir hayat artık bizlere yeterli gelmemelidir.
Bu konuda sadece bireylerin mi hatası var? Tabii ki hayır. Şöyle bir bakıyorum da son zamanlardaki filmler ve dizilerde dedikodu yoksa o dizi tutmuyor. Hatta diziler, gündelik hayatımızı etkiliyor; dizilerdeki dedikoduyu yaşantımıza taşıyor, dizideki karakterler hakkında bile dedikodu yapıyoruz. O zaman toplumu derinden yaralayan, aileleri yok eden, fitnenin merkezi olan dedikodudan uzak duralım dostlar.
Son olarak dedikodu, ahlaksız insanlarda olur. Ahlakın gittiği yerde ise ahmaklık başlar.

