Dünya GündemiGündemManşetTürkiye Gündemi

Yeni Gelişen Dünya Düzeninde Türkiye

 

Christopher S. CHIVVIS

Alper COŞKUN

Beatrix GEAGHAN‑BREINER

CARNEGIE ENDOWMENT FOR INTERNATIONAL PEACE

 

Türkiye, Batı ile bağlarını sürdürürken Rusya ve Çin ile birlikte çalışarak stratejik bağımsızlığını da devam ettirmek istiyor. Bu makale, Türkiye’nin Ukrayna ve Çin’e yaklaşımını incelemektedir.

Eylül 2022’de Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin Çin liderliğindeki bir savunma bloğu olan Şangay İş Birliği Örgütüne katılma olasılığını gündeme getirdi. Birkaç gün sonra New York’a gitti ve BM Genel Kurulunda bu konuyu ele alan bir konuşma yaptı. Türkiye, NATO’nun ve AvrupaAtlantik güvenliğinin temel bir parçası. Ankara’ya göre, dış politikasının bu iki yönü (NATO müttefiki statüsü ve Batı’ya meydan okuyan örgütlerle ilişkileri) birbiriyle çelişmiyor. Bunlar, Türkiye’nin büyük bir dünya gücü olarak tarihî rolünü yeniden canlandırmayı amaçlayan, esnekliği ve stratejik bağımsızlığı ön planda tutan bir yaklaşım olan “360 derece dış politikasının” ayrılmaz bir parçasıdır. İsrail’in 2023’te Gazze’deki misilleme eylemlerini sert bir şekilde eleştiren Ankara’nın kendisini Batı’dan ayırmasına yol açan hesaplar arasında hiç şüphe yok ki bu yaklaşım da yer alıyor.

Türkiye’nin Ukrayna Savaşına Yaklaşımı

Pek çok yükselen gücün aksine, Ukrayna’daki savaş, hem NATO üyesi olan hem de coğrafi olarak savaş alanına yakın olan Türkiye’yi doğrudan etkiliyor. 18. ve 19. yüzyıllar boyunca Türkiye, Rusya’nın yavaş ama emin adımlarla Güneydoğu Avrupa’daki ve Karadeniz çevresindeki imparatorluğunun bazı kısımlarını Kafkasya’ya ilhak etmesinden dolayı mağdur oldu.

Bugün Türkiye’nin coğrafyası, Moskova’nın gelecekteki bu tür toprak gasplarından caydırılmasını isteme konusunda güçlü bir teşvik sağlıyor ve Türkiye ile Rusya arasında Gürcistan, Azerbaycan ve hatta Orta Asya’daki ülkeler üzerinde nüfuz rekabeti yaratıyor. Ancak coğrafya, aynı zamanda Türkiye’yi ekonomik ve enerji konularında Rusya’ya bağlıyor ve bu da Ankara’nın Rusya’nın misillemelerine karşı temkinli davranmasına neden oluyor. Rusya, Türkiye’ye yılda milyonlarca turist gönderiyor ve Türkiye’nin gazının neredeyse yarısını temin ediyor. Türkiye, Rusya’yı yabancılaştırırsa Moskova, örneğin 2015’te Türkiye’nin Suriye’de faaliyet gösteren bir Rus uçağını düşürmesinin ardından ve 2022’de Türkiye’nin Ukrayna’ya Bayraktar TB-2 silahlı insansız hava aracı sağlamasına yanıt olarak yaptığı gibi, kazançlı Rus turizmini kesmekle tehdit edebilir. Moskova, Türkiye’nin güney sınırındaki savaşa mesafe koyma çabalarını sekteye uğratarak Suriye’de de intikam arayabilir.

Ankara, böylece sözde Ukrayna yanlısı ama Rusya ile ilişkilerin sürdürülmesine açık bir politika oluşturdu. Ankara, Ukrayna’nın NATO’ya katılma isteğinin güçlü bir savunucusu oldu ve Rusya’nın 2014’te Türk Tatar toplumuna ev sahipliği yapan Kırım’ı ilhak etmesini açık sözlü bir şekilde eleştirdi. Türkiye, 2022 işgali öncesinde Ukrayna ile savunma sanayinde iş birliğini derinleştirmek amacıyla anlaşmalar imzalamıştı. Savaş başladığından bu yana Rusya’nın Karadeniz’e erişimini kısıtlayarak, hava sahasını Suriye’ye uçan Rus jetlerine kapatarak ve Ukrayna ordusunu Bayraktar TB-2 insansız hava araçları ve zırhlı araçlarla donatarak Ukrayna ordusuna destek verdi. Güçlü Bayraktar İHA’ları ilk haftalarda Ukrayna’nın Rusya’nın Kiev’e ilerleyişini geri püskürtmesine yardımcı oldu, öyle ki Ukraynalı askerler onlar hakkında şarkı bile yazdı. Türkiye ayrıca, Rusya’nın BM İnsan Hakları Konseyi üyeliğinin askıya alınması ve Rusya’nın savaş tazminatından sorumlu tutulmasına ilişkin kararlar da dâhil olmak üzere BM Genel Kurulunda Ukrayna ile ilgili tüm kararları destekledi, bu kararların her ikisi de diğer gelişmekte olan güçlerden neredeyse hiç destek görmedi.

Ancak Ankara, Batı’nın yaptırım rejimini imzalamadı. Türkiye, Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana yaptırım uygulanan komşularıyla (İran, Irak, Suriye ve şimdi de Rusya) uğraşıyor. Bunun Türkiye’nin ekonomik, ticari ve enerji ihtiyaçlarına büyük bir maliyeti oldu ve Ankara’nın uluslararası ilişkilerde bir araç olarak yaptırımlara, özellikle de BM Güvenlik Konseyi kararıyla meşrulaştırılmayan kendi sınırları dışındaki yaptırımlara karşı duyduğu hoşnutsuzluğu daha da artırdı. Bu deneyim, aynı zamanda Moskova’yla köprüleri yakmama isteğini de etkiliyor. Ancak Türkiye, 2020 yılında Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın alması nedeniyle yaptırımlarla karşı karşıya.

Böylece savaş sırasında Rusya ile ekonomik bağlar gelişti. Türkiye üzerinden Rusya’ya kargo taşımacılığı 2022’nin ilk altı ayında üç katına çıktı ve Türkiye’nin Rusya’ya ihracatı 2022’de bir önceki yıla göre yüzde 60’ın üzerinde arttı. Bu kargonun bir kısmı, Rus ordusu tarafından kullanılan parça ve yarı iletkenleri içeriyordu ve bu durum, Washington’u, Ankara’yı bu malların akışını kesmeye teşvik etmek üzere Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkililerinden oluşan bir heyet göndermeye yöneltti. Görünüşe göre baskı işe yaradı ve Ankara sonunda sevkiyatları kısıtladı.

Ankara da kendisini savaşta ara bulucu rolüne büründürdü. Türkiye, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Temmuz 2023’te anlaşmadan çekilmesine kadar küresel gıda kıtlığını bir yıl boyunca hafifleten Karadeniz Tahıl Girişimi’ni başarıyla yürüttü. Ankara aynı zamanda Batı ile Rusya arasında diplomasi için de tercih edilen bir konum hâline geldi. Örneğin CIA şefi William Burns ve Rus mevkidaşı Sergei Naryshkin Kasım 2022’de orada bir araya geldi.

Millî İstihbarat Teşkilâtı Başkanı İbrahim Kalın, Türkiye’nin Kremlin ile etkileşimi Rusya’nın eylemlerini onaylamakla eş değer görmediğini söyledi. Ancak Kalın, Türkiye’nin Rusya’yı bir tehdit olarak görmediğini de belirtti. Kalın, “NATO üyesi olmamız, Batı ittifakının parçası olmamız iyi ilişkiler kurmamıza engel değil.” dedi. Erdoğan, son dönemde Batı kadar Ruslara da güvendiğini söyledi.

Türkiye’nin Çin’e Yaklaşımı

Türkiye, Washington’un Çin’e karşı hamlesi konusunda tereddütlü kaldı, ancak Ankara’nın Pekin’le ilişkisi diğer pek çok yükselen güçle olduğu gibi ne sıcak ne de kapsamlı. Ankara, Rusya’dan S-400 füze savunma sistemini satın almadan önce Çin’den hava ve füze savunma sistemi satın alma niyetini açıklamıştı. Ancak sonuçta kararı geri çekti ve Pekin’i kızdırdı. Türkiye’nin ayrıca Çin’in Uygur nüfusuna yönelik muamelesi konusunda Pekin’le uzun süredir devam eden bir gerilimi var.

Ancak Washington’un bu gerilim noktalarını Çin’e karşı daha sert bir Türk politikasına dönüştürme çabaları büyük ölçüde başarısız oldu. Türkiye, ekonomisini ve altyapısını güçlendirmek için Çin’e yöneliyor. Türkiye, Rusya dışında herhangi bir ülkeden olduğundan daha fazla ithalatı Çin’den yapıyor, ancak kolektif olarak Avrupa Birliği en büyük ticaret ortağı olmaya devam ediyor. Aynı zamanda Türkiye, Kuşak ve Yol Girişimi’nde yer alıyor ve köprüler, demir yolları ve enerji santralleri için Çin yatırımı temin ediyor. Pekin’i Londra’ya bağlayan kıtalararası bir ulaşım merkezi hâline gelmek için Çin’in desteğini kullanmayı umuyor. Ankara, ayrıca yerli teknoloji sektörünü geliştirmek için Huawei’ye yöneldi ve Çin’in yatırımı son birkaç yılda arttı. Yine de bu oran, Avrupa’daki, özellikle de Almanya ve Hollanda’daki yatırımlarla karşılaştırıldığında düşük kalıyor. Üstelik Çin yatırımları, Ankara’nın umduğu kadar hızlı gelişmedi ve bazı Türk yetkililer Kuşak ve Yol Girişimi’nin “borç tuzağı diplomasisine” karşı temkinli davranıyor.

Soğuk Savaş boyunca Türk dış politikası Batılı kurumlara, en önemlisi de NATO’ya bağlıydı. Bu, Türkiye’nin güvenliğine ve ekonomik kalkınmasına faydalı oldu. Son zamanlarda Türkiye, Küresel Güney’den sistemi daha adil ve temsilî hâle getirecek reformlar çağrısında bulunan birçok sese katıldı. Erdoğan, BM Güvenlik Konseyi üyeliğinin dışlayıcı doğasına atıfta bulunarak “Dünya Beşten Büyüktür” dedi.

Ankara, Batı hâkimiyetindeki uluslararası örgütlerin alternatiflerine değer veriyor. Diğer NATO ülkelerinden farklı olarak Türkiye hem Şanghay İş Birliği Örgütüne hem de BRICS grubuna katılmaya ilgi duyduğunu ifade etti. Ankara, bu gruplaşmaları, Türkiye’nin dünya sahnesindeki etkisini artırma ve mevcut sisteme alternatifler oluşturma araçları olarak görüyor.

Pek çok yükselen güç gibi Türkiye de esnek bir dış politikayla orta yol arıyor. Ankara, kendisini yeniden küresel bir güç merkezi hâline getirmenin hayalini kuruyor ve dünya sahnesine dönüşü için alan yaratmak amacıyla stratejik rekabetten yararlanmaya çalışıyor. Pekin’e karşı tavır alması pek olası değil, 35 ancak değişen jeopolitik koşullara uyum sağlamak için kendine yeterli alan sağlarken, mümkün olduğunda ABD ile ilişkilerini derinleştirmeye çalışacaktır.

 

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu