Reynar: Yargı kararlarını idarenin takdirine bırakan anlayışı kabul etmiyoruz

Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Hukuk ve Mevzuat Geliştirme Sekreteri Tacan Reynar, Cezaevi Disiplin Tüzüğü’nde yapılan değişikliği eleştirerek, geri çekilmesi çağrısında bulundu.
Yazılı açıklama yapan Reynar, düzenlemenin hukuk devleti anlayışına uygun olmadığını savunarak, hükümetin yasama yetkisi yerine tüzükleri kullanmayı “alışkanlık” haline getirdiğini, Cezaevi Disiplin Tüzüğü’nde yapılan son değişiklikle yargı kararlarının sonuçlarını da idarenin takdirine bırakacak bir adım atıldığını ileri sürdü.
Reynar, tartışmanın hükümlülerin iyi hâlinin ödüllendirilmesi olmadığını vurgulayarak, bağımsız mahkemelerin verdiği cezaların fiilen değiştirilmesine yol açabilecek kadar geniş bir yetkinin siyasi iradenin atadığı idari makamlara bırakılmasının “kabul edilemez” olduğunu savundu.
Mahkemelerin delilleri değerlendirerek suçun ağırlığı, sanığın kişiliği, mağdurun durumu ve kamu yararını gözeterek hüküm kurduğunu belirten Reynar, ceza yargılamasının soruşturma, kovuşturma ve savunma süreçleriyle uzun ve titiz bir çalışmanın ürünü olduğunu kaydetti.
“Son beş yılda bin 433 hükümlü idarenin takdiriyle bağışlandı”
Reynar, düzenlemeyle birlikte mahkeme kararlarının infazına ilişkin önemli bir bölümün idari makamların değerlendirmesine bırakılmasının ceza infaz sistemini güçlendirmediğini, aksine mahkeme kararlarının ağırlığını ve saygınlığını zayıflattığını savundu.
Reynar, Bilgi Edinme Yasası kapsamında İçişleri Bakanlığı’na yaptığı başvuruya verilen resmi yanıta da dikkat çekerek, 15 Temmuz 2021 ile 17 Temmuz 2026 tarihleri arasında bin 433 hükümlünün Şartlı Tahliye Kurulu kararıyla tahliye edildiğinin ortaya çıktığını belirtti.
Bu verinin, şartlı tahliye mekanizmasının aktif şekilde işletildiğini gösterdiğini belirten Reynar, mevcut sistemde idarenin takdir yetkisini daha da genişletecek yeni tüzük değişikliklerine ihtiyaç olmadığını savundu. Reynar, infaz rejiminde önemli sonuçlar doğuran uygulamaların idari düzenlemelerle değil, Meclis’te yapılacak kapsamlı yasal düzenlemelerle ele alınması gerektiğini vurguladı.
Şartlı Tahliye Kurulu’nun yapısının da yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini belirten Reynar, kurulun siyasi etkiden uzak, bağımsızlığını güvence altına alacak şekilde ağırlıklı olarak hukukçulardan oluşan bir yapıya kavuşturulmasının hukuk devleti ilkesinin gereği olduğunu ifade etti.
Kişilerin ne kadar ceza alacağı kadar, bu cezanın hangi koşullarda infaz edileceğinin de yasayla öngörülebilir olması gerektiğini belirten Reynar, mahkeme kararlarının fiilen değiştirilmesine yol açabilecek yetkilerin tüzüklerle düzenlenmesinin hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmadığını ifade etti.
“İdare mahkemenin yerine geçemez”
Hukuk devletinde idarenin mahkemenin yerine geçemeyeceğini vurgulayan Reynar, mahkemenin takdir yetkisini kullanan idari mekanizmalar oluşturulmasının kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırı olduğunu söyledi.
Kararların etkin yargısal denetime tabi olmamasının keyfiliğe açık bir yapı oluşturduğunu ifade eden Reynar, hukuk devletinin kişilere duyulan güvene değil, denetlenebilir kurallara dayanması gerektiğini kaydetti.
Cezaevlerinin kapasitesi, infaz sistemi, rehabilitasyon politikaları ve şartlı tahliye rejiminin yeniden değerlendirilebileceğini belirten Reynar, bunların hiçbirinin yargının verdiği kararların idarenin takdir alanına devredilmesini haklı göstermeyeceğini dile getirdi.
“Şeffaf, öngörülebilir bir sistem..”
Reynar, toplumun ihtiyacının mahkemeleri etkisizleştiren yeni idari yetkiler değil; bağımsız yargıya saygı gösteren, mahkeme kararlarını atanmış idari makamların değerlendirmesine bırakmayan, infaz sistemini yasayla düzenleyen şeffaf, öngörülebilir ve eşit uygulanan bir ceza adaleti sistemi olduğunu belirtti.
Reynar, ceza infaz rejiminin tüzüklerle parça parça değiştirilmesi yerine Meclis’te yapılacak kapsamlı yasal düzenlemelerle yeniden ele alınması gerektiğini ifade etti.



